Fitness, Genel

Egzersiz ve Cinsiyet İlişkisi

Egzersizin Cinsiyeti Olur Mu?

Uzun uzun üzerinde tartışabileceğimiz bir konudan bahsetmek istiyorum egzersiz ve cinsiyet ilişkisi…

Yok daha neler demek için kan grubuna göre, boy ortalamasına ve etnik kökenlere göre egzersiz…

Pilates, yoga, aerobik gibi egzersiz sistemleri olduğundan sadece kadınlara özeldir çünkü çok daha estetiktir. Hatta crossfit ve fitness salonları da güç gerektirdiği için erkeklere özeldir.  Ne kadar iddialı cümleler öyle değil mi?

Yüzlerce yıl kültürel davranışlar, toplum ilişkisi sportif aktiviteler üzerinde de oldukça çeşitliliğe yönelmemize sebep oldu. Tercihler zamanla yerini cinsiyete bağlı olarak şekillendirmeye bıraktı. Toplumu etkileyen her konuda olduğu gibi sporda da geçmişten günümüze etkisi devam hala devam ettirmektedir.

Bilinen Geçmiş Zaman ve Günümüzde Egzersiz

Antik Yunanlar tanrılar adına düzenlenen olimpiyatlardan, günümüze kadar öncelik her zaman daha güçlü, daha güzel, daha çevik olmaktaydı. Peki bu durum sadece branş ve cinsiyete ait olabilir miydi?  Peki ya günümüzde bir kadın, kariyerini başarılı bir futbolcu olarak geçiremez mi?

Spor, insanlık tarihinden günümüze doğaya, vahşi hayata karşı direnmek, kaçmak, savaşmak temelleri ile oluşmaya başlamıştı. M.Ö 7000’li yıllar Aral ve Baykal gölleri arasında Himalaya dağları eteklerinde yaşayan Türk ırkı, genelde yaşamlarını göçebe ve at üzerinde sürmekteydi. Yaşam biçimleri spora bakış açılarını da şekillendirmekle birlikte yaptıkları spor branşlarına da etki ediyordu. Türk denince akla gelen cesaret, yiğitlik , askerlik kavramlarıdır. İnançları ise temiz ve iyi ruhun temelini oluşturmaktaydı.

Genelde at üzerinde göçebe bir hayat geçiren Türkler, sportif faaliyetleri askeri bir gücün temeli görüyordu. Fransızların, Türk ırkına dair “Türk gibi güçlü ol – Fort Comme Un Turc” söylemi de bu konuya dair oldukça güzel bir örnektir.

Osmanlıda da bu bakış açısı aynı yönde  devam etmiş hatta spor tekkelerine verilen önem artmıştı. Spor eğitimi, temel savaş eğitimi üzerine kuruludur. Eğitimin her bir safhasında yönetmelikler oluşturup, kitaplar yazdırılmış hatta yarışmalar için açık ve kapalı alanlar yaptırılmıştır.

Osmanlı dünyasında cirit sporunun yeri oldukça önem arz etmektedir. Kaynaklar Orhan Gazinin Bursa fethinden sonra, şehrin civarında yer alan bir meydanı at yarışı ve cirit yarışmaları için yaptırdığı bilinmektedir.

Antik Yunanda tanrılara adanan başarılar, Osmanlıda padişahların önünde yapılan şenliklere dönüşürken batıda neler oldu?

Antik Yunanda sanat, felsefe, edebiyat ve müziğe verilen önemin etkileri sporda da görülmekteydir. Spor dönemin vazgeçilmez bir parçası olarak görülmektedir. Antik Yunana sporun Girit kökeninden girdiği bilinmekte , silah kullanımı ve jimnastiğin de yine Giritten geldiği bilinmektedir.

Saraylarda çizilen ve boks sporunu anımsatan resimler, branşa ait ekipmanların olduğunu göstermektedir.

Antik Yunanda boks, güreş, boğa üzerinde aerobik hareketler yapılmaktadır dolayısıyla gücü temsil etmektedir. Antik Yunanda spor eril bir faaliyet olarak görülmekteydi. Güçlü ve sağlıklı bir erkek bedeninin spor yaparak muazzam haline dönüşmesi gerektiğine inanılırdı. Bu dönemde özgür bireyler sadece erkeklerden oluştuğu için olimpiyat oyunları sadece erkekler ile yapılmaktaydı.

Antik oyunlara, sadece yunanlar katılmaktaydı. Yabancı ırklar temsil edilmezdi. Cimnastikten güreşe, binicilikten cirite kadar bir çok dalda yapılıyordu. Atletizmin hayatımıza girişi , Homerosun atlet kelimisinden türemişti. Atlet ise o zamanlarda bilinenin aksine atletizm branşı değil, cenaze törenlerinin bir parçası olarak bilinmekteydi.

Antik çağlarda estetik, güç ve dinin baskın olduğu spor, Türklerde de güç ve inancın birleşimi olduğu için eril bir üstünlük olarak görülmektedir.

Disko Topları, Cinsiyet ve Egzersiz İlişkisinin Değişimi 🙂

Modern ve eski tüm sporların fiziksel enerjinin ritüel fedakarlığı olduğunu belirten D.Sansone ,tek bir öz veya temel bir yapıya sahip olunduğunu iddia etti. Youtube yok, egzersiz videoları oldukça kısıtlı. Yıl 1980… ve sahnede Jane FONDA!

Egzersiz ve Cinsiyet İlişkisi
Egzersiz ve Cinsiyet tabularını yıkan ünlü aerobik ikonu Jane FONDA

Renkli taytlar üzerine giyilen mayolar… Gerçek bir fitness ikonu… Günümüz pilates modasının ilham kaynağı:)  

Jane Fonda, 80’li yıllarda egzersizin değişimini tetikleyen önemli bir sembole dönüştü.

Egzersiz ve cinsiyet ilişkisinin oldukça kafa karıştırmaya başladığı yıllar…

Modern olimpiyatların kurucusu olan Baron de Coubertin olimpiyat oyunlarında kadınların olmasına karşıydı. Aslında sebebi kaynaklarda, saray soyundan geldiği ve kadınların görevinin olduğu gibi kalması gerektiği üzerineydi. Kadınların nazik ve kırılgan olduklarını düşünüyor ve güçten ayrı tutulduğu düşünülmektedir. İlk defa 1900 yılında yapılan olimpiyatlara tenis ve golf branşından iki kadın olimpiyatlara katıldı.

19.yy da gerçekleşen bu yenilik belki de kadının sporda olan rolünün değişmesine sebep oldu.

Kadının spor ile tanıştığı ve hayatına aslında kattığı zaman 19.yy olarak geçmektedir. Fizyoloji profesörü olan Dr. Angele Mosso kadınların doğum yaptığı için solunum kasları ve karın kaslarının güçlü olması gerektiğini söylüyordu..

Cimnastik Yılları

Cimnastik ile başlayan egzersizler, ip atlama ile devam etmişti. Alman akımı olarak bilinen Turnen cimnastik akımı popülerliğini kaybetmişti çünkü askeriye temelliydi. Daha sonra kadınlar İşveç tarzı cimnastiği daha çok benimsemişlerdi. Yavaş yavaş cimnastik, dans ve atletizmle birleşerek yaygınlaşmıştı.

Günümümüzde ise kadınlar tüm zorlu branşların üstesinden gelmektektedir. Milli marşımızı dünyanın dört bir yanında duyurmaktadır. Egzersiz ve cinsiyet ilişkisine bakıldığında günümüzde oldukça iyi bir konumda sayılabiliriz.

Eğitmenin notu:

Spor, cinsiyetçiliğine maruz kalmadan, insanın kendini en iyi ifade etme halidir. Toplumun temelini oluşturan çok güçlü, sosyal hayatta yere sımsıkı basan pek çok kadın olması dileğiyle!  

İnsanın doğası hareket üzerine kuruludur ve unutmayın güvenli hareket özgürlüktür!

Ilgım Türkan

Egzersiz Uzmanı

Pilates Eğitmeni