Genel

Çocuklar ve Doğanın İlişkisi

Çocukların ruhsal ve fiziksel gelişimini en çok etkileyen faktörlerin başında büyürken yaşadıkları ortam gelir. Çocuklarımızın gelişimini olumlu yönde ilerletmek istiyorsak ebeveynler olarak çocuklarımız için oluşturacağımız çevrenin doğallığına dikkat etmeliyiz. Çünkü çocuğumuzun bulunduğu çevre ne kadar doğal olursa çocuğumuzun büyüme sürecinin sağlıklı geçme olasılığı da o kadar artar. Çocuklarımız büyürken gerek fiziksel gerekse de ruhsal gelişimlerinde temiz havaya, vitamine, iyi ve düzenli bir uykuya ve organik yiyeceklere gereksinim duyarlar. Mental anlamdaki gelişimleri için de çocuklarımıza saygılı ve sevgi dolu bir ortam sunmalıyız. Çocuklarımızın gelişimlerindeki diğer etkenleri ise çevresel faktörler, sosyal çevre ve okulu oluşturur.

Winson’a Göre Bu Ne Anlama Geliyor

Ünlü biyologlardan biri olan Edward Winson da bu konuda diğer varlıklar ile insanın arasında muhteşem bağlar bulunduğunu belirtiyor. Winson’a göre bu bağ her varlığın doğuşundan geliyor ve içgüdüsel olarak gelişiyor. Yani biyolojik anlamda diğer varlıklar ile insanların birbirinden uzaklaşmaması gerekiyor. Ancak günümüz koşullarında çarpık bir yerleşik düzenin içinde yaşamaya mahkûm olmamız çocuklarımızın ruhsal veya fiziksel olarak hastalıklara yakalanmasına sebep oluyor. Doğadan her uzaklaştığında çocuklarımızın ruhsal bozukluklara daha fazla yakalanmasına sebep oluyoruz. Bebeklik dönemlerinde arabalarımıza koyduğumuz bebek koltuklarıyla, korumalı mama sandalyeleriyle ya da televizyon izlerken kullandıkları koltuklarıyla onları güvenli olarak büyütmeye çalışsak da yaşadıkları dönemdeki bu çarpıklık sebebiyle ileriki yaşamlarında birçok sorun yaşıyorlar. Son dönemde ortaya çıkma oranı fazlalaşan hiperaktivite, dikkat bozukluğu ve algılama sorunları da çocuklarımızı doğadan uzaklaştırmamızın bir sonucu. Betonerme binalar, apartmanlar, büyük ama ruhsuz okul binalarında yaşamaya mahkûm etiğimiz çocuklarımız bu hastalıklara daha fazla yakalanıyor.

Ebeveyn Olmanın Gereklerini Yerine Getirin

Bu sebeplerden ötürü de ebeveyn olmanın gereklerini yerine getirerek bu çarpık hayatın, sağlıksız beslenmenin ve kirli bir havanın etkisinde kalan çocuklarımızın doğaya karşı bağlarını güçlendirmenin yollarını bulmalıyız. Kendi boş vakitlerimizde çocuklarımızla birlikte kamp yapabileceğimiz alanlara alanlara ya da kumsallara gitmeli, ormanı gezmeliyiz. Kış mevsiminde onları hastalıktan korumak için AVM gibi kapalı alanlara götürmek yerine rüzgârı bedenlerinde hissedebilecekleri, yağmurda ıslanabilecekleri, kartopu savaşları yapabilecekleri açık alanlara, Büyük ve doğal ortamı çok olmayan İstanbul, Ankara, İzmir çocuk etkinlikleri, çocuk aktivite yerlerine götürmeliyiz. Onların çimde yuvarlanmasını ya da çamurlu yerlerde oynamasına izin vermeliyiz. Günümüzde içinde bulunduğumuz şartlar yüzünden çocuklarımız açık havalarda koşamıyorlar, arkadaş edinip sokaklarda oyun kuramıyorlar ve doğayı sadece karşıdan tanıyorlar. Ancak çocuklarımız doğayı bizzat ona dokunarak ve onu koklayarak tanımalı, yani onu yakından hissetmelidirler. Tabiat olmadan yaşayamayacağımızın bilincinde olarak onun güzelliklerini çocuklarımıza da tattırmalıyız. Pınar Holt Yazar