Egzersiz Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?

Egzersiz Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?

Egzersiz alışkanlığı nasıl kazanılır? Bence cevabı, egzersizi hayatın dışında duran ayrı bir görev gibi görmekte değil. Asıl mesele, onu kendi yaşamınıza uyabilecek bir rutine dönüştürmek. Egzersiz yapmak ve alışkanlıklardan söz ederken sürdürülebilirlik kavramına da sık sık dönüyoruz kendi içimizde. Çünkü konu bizim için hep yaşam boyu hareket etmek ve alışkanlığa giden yol oluyor.

Peki egzersizin sürdürülebilirlik kavramı içinde bir yeri olabilir mi? Hayatımız boyunca devam etmesini istediğimiz şeylerin başında hareket gelir mi?

İlk insandan günümüze kadar hareket, biçimi değişse de hayatımızın temelinde yer alıyor. Buna karşılık yaşam şeklimiz giderek daha az hareket gerektiriyor. Günlük rutinlerimiz de buna uyum sağlıyor. Fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarımıza zaman ayıramayacağımızı düşünüyoruz. Böyle olunca sağlıklı yaşamda sürdürülebilirlik için önemli olan şeyleri önceliklerimizin gerisine atıyoruz.

Oysa egzersiz, kişinin yaşam koşullarına uyduğu ölçüde hayatın içinde kalıyor. Kendi rutinine uyduğunda da kalıcı bir yer buluyor.

Peki bu nasıl oluyor?

Modern yaşamda yoğun çalışma temposu ile kişisel ihtiyaçlarımız arasındaki çizgi giderek silikleşti. Pandemiyle birlikte büyük bir kesim hibrit çalışma düzenine geçti. İlk zamanlarda bu sistem avantajlı görünüyordu. Ancak zamanla pek çok kişi için daha uzun çalışma saatleri anlamına gelmeye başladı.

Çalışma saatleri bitiyor ama iş bitmiyor.

Sonuç olarak zaman daha da yetmiyor ve hareket alanımız daralıyor. Sağlıkla ilgili ihtiyaçlarımızı da daha kolay erteliyoruz.

Ta ki büyük bir sorunla karşılaşana kadar!

Bu yüzden hep soruyoruz: İhtiyaçlarınızın farkında mısınız?

Bir fitness salonuna gitmek böyle bir döngü içinde zorlayıcı olabiliyor. Bazen doğru bir egzersiz uzmanına ulaşmak da kolay olmuyor. Kısıtlı vaktinizi ayırıyorsunuz. Üstelik üzerine olumsuz bir egzersiz deneyimi eklendiğinde devam etme isteğiniz çok hızlı düşebiliyor.

Gerçekten bu kadar büyük bir zaman maliyetine ve olumsuz bir egzersiz deneyimine ihtiyacınız var mı?

Bence esas sorulması gereken soru bu!

Yaşam Boyu Egzersiz ve Alışkanlık

Yaşam boyu hareket etmek bir ihtiyaç. Ancak bunu büyük bir sağlık sorunuyla karşılaştıktan sonra fark etmek zorunda değiliz. Daha koruyucu bir yerden başlayabiliriz.

13 yıllık meslek hayatım bana egzersizin sürdürülebilirliğinden daha önemli çok az şey olduğunu her seferinde yeniden öğretiyor.

Dünyanın farklı yerlerinde danışanlarla çalışıyorum. Farklı kültürlerde ve farklı zaman dilimlerinde yaşıyorlar. İhtiyaçları da birbirinden oldukça farklı. Buna rağmen ortak noktamız hep aynı oluyor.

Hareketi hayatın içinde tutmak.

Kendi kendinize bir egzersiz ekipmanına dönüşebilirsiniz. Örneğin bulunduğunuz yeri, çantanıza attığınız küçücük bir direnç bandıyla gayet iyi bir egzersiz alanına çevirebilirsiniz.

Anlatmaya, öğretmeye ve sürdürmeye odaklandığım şey yaşam boyu hareket!

Alanım yok, vaktim yok, yorgunum, tatildeyim, çok seyahat ediyorum, çocuklarla olmuyor…

Bu cümlelerin hepsini yıllardır duyuyoruz.

Bunların her biri gerçek hayatın bir parçası. Ama egzersiz için kusursuz koşullar beklediğimizde hepsi birer engele dönüşüyor. Geniş zamanlara ya da belirli bir yere ihtiyacımız olduğunu düşünmek de buna dahil. Oysa rutin kişiye uyduğunda aynı koşulları çok daha kolay yönetebiliyoruz.

Bu nedenle kişiye özel egzersiz koçluğu bizim için yalnızca program hazırlamak anlamına gelmiyor. Önce kişinin yaşamını, ihtiyaçlarını ve kapasitesini anlamaya çalışıyoruz. Ardından hayat değiştiğinde egzersiz düzenini de onunla birlikte değiştiriyoruz.

Egzersiz Alışkanlığı Nasıl Sürdürülür?

Rutin yaratmak ilk hedefimiz.

Çünkü bu rutinin temelinde iyi hissetme hali yatmalı.

Evet, “iyi hissetme” hali.

Her insan egzersiz alışkanlığını aynı sürede kazanmıyor. Yaşam düzeni, geçmiş deneyimler ve kişinin yaptığı egzersiz bu süreyi değiştiriyor. Bu yüzden alışkanlıkları 21 güne ya da 30 güne sığdırmayı çok gerçekçi bulmuyorum.

Bizim için mesele gün saymak değil.

Asıl mesele, kişinin günlük hayatında tekrar edebileceği bir düzen yaratmak. Aksadığında geri dönebilmeli. Ayrıca devam ettikçe kendisini daha iyi hissetmeli.

Egzersiz alışkanlığı nasıl kazanılır diye sorulduğunda belki de en kısa cevabımız bu: Yapabileceğiniz şeyi, hayatınızın içinde tekrar edebileceğiniz hale getirmek.

Böylece egzersiz yalnızca takvimde duran bir görev olmaktan çıkıyor. Zamanının nasıl geçtiğini anlamadığınız bir egzersiz düşünün. Kendinizi akışına bırakabiliyorsunuz. Tüm süreç boyunca güvendiğiniz bir eğitmen de yanınızda.

Onunla dünyanın her yerine gidebilmek büyük bir özgürlük olsa gerek!

Ne Kadar Egzersiz Yapmak Gerekir?

Sokakta hâlâ “haftanın en az 5-6 günü, iki saat spor yapmak lazım” gibi cümleler duyuyoruz.

Oysa mesele bundan çok daha esnek.

Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlere haftada 150–300 dakika orta yoğunlukta aerobik aktivite öneriyor. Alternatif olarak 75–150 dakika yüksek yoğunlukta aktivite hedeflenebilir. Ayrıca WHO, haftada en az iki gün büyük kas gruplarını çalıştıran kuvvet egzersizleri öneriyor.

Ancak burada rakamlardan önce kişisel ihtiyaçları anlamak önemli.

Yaş, sağlık durumu ve egzersiz geçmişi kişiden kişiye değişiyor. Mevcut kapasite de farklı. Toparlanma ve günlük yaşam düzeni de aynı değil. Dolayısıyla aynı program herkese uymaz.

Sürekli performans sporcusu gibi düşünmek zorunda değiliz. “Ne kadar fazla, o kadar iyi” yaklaşımını da doğru bulmuyorum. Çünkü kişinin kapasitesini hesaba katmadığımızda gereksiz yüklenmeler ortaya çıkabilir. Bu yüklenmeler de zamanla yaralanma riskini artırabilir.

Bu nedenle biz dengeli rutini iki noktaya göre kuruyoruz: Kişinin bugün yapabildiği ve bunu uzun vadede ne kadar sürdürebildiği.

Bu konuyu Haftada Ne Kadar Egzersiz Yapılmalı? Minimum Etkili Egzersiz Dozu yazısında daha ayrıntılı anlatıyoruz.

Ayrıca farklı sağlık durumlarında egzersizi nasıl ele aldığımızı merak ediyorsanız Egzersiz, Sağlık ve Longevity Rehberleri bölümüne de bakabilirsiniz.

Kişisel deneyimlerimiz, akademik altyapımız ve danışanlarımızdan aldığımız geri bildirimler bizim için önemli. Çünkü bunların hepsi planlı bir yol haritası oluşturmamıza yardımcı oluyor.

Kısaca ihtiyaçlarınızın farkındayız.

Ama ortak bir motivasyon sağlayabilmişsek ne yalan söyleyelim, çok daha yaratıcı oluyoruz. 🙂

Daha İyiye Odaklanmak

Bu yazıyı sizlerle biraz daha yakın iletişim kurmak için yazmak istedim.

Çok uzun zamandır beraber çalıştığımız online danışanlarımız var. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar ders saatinde onları arayacağımı bilirler. Orada olmaları gerektiğini de bilirler.

Ama bunu bir zorunluluk gibi yapmıyorlar.

Keyifle yaptıkları için mesleki olarak çok tatminim.

Tatminiz.

Online çalışan danışanlarımız egzersizi oldukça hızlı şekilde hayatlarının içine yerleştirebiliyor. Stüdyo danışanlarımız da gerektiğinde online antrenmana geçebiliyor.

Böylece seyahat egzersizi kesmiyor. İş yoğunluğu da kesmiyor. Şehir değişikliği de düzeni tamamen bozmuyor.

Online taraf, stüdyo…

Hiç önemli değil.

Nerede ve ne koşulda olursanız olun önceliğiniz, keyifle yapmak isteyeceğiniz bir rutinin parçası olmak.

Aslında egzersiz alışkanlığı nasıl kazanılır sorusuna yıllardır danışanlarımızla verdiğimiz cevap da burada.

Egzersiz hayatın değişen koşullarına uyum sağlayabilmeli.

Çünkü sürdürülebilir olan şey, hayat devam ederken bizimle birlikte devam edebilen şey.

Biliyorsunuz ki bizim danışanlarımızın yüzleri çok sık değişmez. Çünkü uzun zamandır bizimle beraber egzersiz yapmak yaşam alışkanlıklarının bir parçası oldu.

Yıllardır beraber yol alıyoruz.

Üstelik bizden bağımsız yapmalarını istediğimiz rutinleri de var. Hâlâ beraber çalışıyor olmamızın en önemli ölçütlerinden biri de bu zaten.

Biz de böyle yaşıyoruz.

O yüzden böyle bir kültürün parçası olmaktan kendi adımıza çok mutluyuz.

Egzersiz yapmak hepimizi iyileştirecek. (:

Ilgım TÜRKAN
Egzersiz Uzmanı