Egzersiz bağımlılığı!
Egzersiz; bireyin yaşam kalitesini artırmak, hastalıklardan korunmak ve daha iyi hissetmek için hayatının bir parçası haline getirdiği bir aktivitedir. Özellikle egzersiz bağımlılığı ile ilgili yapılan araştırmalar önemlidir. Çünkü bu araştırmalar egzersiz alışkanlığının sınırlarını belirlemenin önemini vurgulamaktadır.
Egzersiz Bağımlılığı Nedir?
Genel olarak spora daha iyi bir bedene sahip olmak, beden ve ruhu daha iyi hissetmek için başlanır. Antrenman disiplini ve sürekliliği kimi insan için zorunluluk olur. Diğer taraftan, kimi insan için ise bir yaşam şekli haline gelir. Ancak bazen kişi yaşamını tamamen spora göre organize etmeye başlar. Bu noktada, zamanla bu durum zararlı hale gelir. Bilim dünyasında yeni sayılan bu kavram, son yıllarda “egzersiz bağımlılığı” olarak tanımlanmaktadır.
Egzersiz bağımlılığı; kişinin sürekli egzersiz yapmak istemesi, hayatının tüm rutinini egzersize göre planlaması, sakatlanmasına ve acı çekmesine rağmen egzersiz yapmayı sürdürmesi durumudur. İlk dönemlerde “koşma bağımlılığı” olarak tanımlanan bu durumun yalnızca uzun mesafe koşucularında görülmediği anlaşılmıştır. Özellikle vücut geliştirme ile uğraşan bireylerde ve farklı spor dallarında da egzersiz bağımlılığı etkili olabileceği görülmüştür.
Egzersizin Psikolojik Boyutu
Egzersizin fizyolojik olduğu kadar psikolojik boyutu da büyük önem taşır. Çünkü antrenman aynı zamanda bir hazır bulunuşluk halidir. Egzersiz psikolojisi üzerine yapılan araştırmalar da dikkat çekicidir. Zira düzenli egzersiz yapan bireylerde depresyon, kaygı, stres, benlik algısı ve beden imgesi gibi psikolojik faktörlerin olumlu yönde etkilendiğini göstermektedir. Ayrıca egzersiz bağımlılığı araştırmaları, düzenli egzersizin psikolojik iyi oluş ve mental sağlık üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koymaktadır.
Mükemmel Beden Algısı ve Egzersiz
Egzersiz toplumların genelinde daha iyi bir bedene sahip olmak amacıyla yapılmaktadır. Son yıllarda artan “mükemmel beden” algısı ve mükemmele ulaşma çabası ise bu düşünceyi doğrudan etkilemektedir. Yuen ve Hanson yaptıkları araştırmada ilginç bulgular paylaşmıştır. Araştırmaya göre egzersiz yapan bireyler ile yapmayan bireyler arasındaki farkları incelemişlerdir. Ayrıca, egzersize katılım sebeplerinin çoğunlukla fiziksel tatmin ile görünüşü geliştirme isteğine dayandığını ortaya koymuştur. Üstelik egzersiz bağımlılığı fenomeni, mükemmel beden arayışını bazen sağlıksız boyutlara taşıyabiliyor.
Kadınlar üzerinde yapılan araştırmalarda da bağımlılık eğiliminin çoğunlukla daha “mükemmel” görünme isteği ile ilişkili olduğu görülmüştür. Erkekler üzerinde yapılan çalışmalarda ise egzersizin, psikolojik problemler yaşayan bireyler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak, egzersiz bağımlılığı bu etkilerle de doğrudan bağlantılı olabilmektedir.
Temel olarak bu bireyler üç durumu ele almıştır:
1) Gidilecek bir yer
2) Yapılacak bir eylem, paylaşılacak sohbetler ve diyaloglar
3) Ve bir hedef
Tam bu noktada daha iyiye ve daha mükemmele ulaşma isteği bazen kontrolden çıkabiliyor. Kişi, fark etmeden kendisine zarar verebilecek bir noktaya gelebiliyor. Ayrıca bu süreçte sosyal hayattan kopma, takıntılı derecede kontrol geliştirme, yorgunluğa rağmen devam etme, yaralanmasına rağmen egzersiz yapmayı sürdürme ve yapılan egzersiz ile yetinememe gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Tüm bu davranışlar egzersiz bağımlılığı kavramının temel belirtilerindendir.
Bigoreksiya ve Kas Dismorfisi
Bir diğer önemli nokta ise “bigoreksiya” olarak bilinen kas dismorfisidir. Bu durumda kişi, kas kütlesini yetersiz görür. Sürekli daha fazla ağırlık kaldırmak ve daha fazla kas kütlesine ulaşmak ister.
Pope ve arkadaşları, vücut geliştiriciler üzerinde yaptıkları çalışmalarda önemli bulgular paylaşmıştır. Bu bulgulara göre bireyler, anoreksiya nervozada görülen zayıflık idealinin tam tersine daha kaslı bir vücuda sahip olma düşüncesine yoğunlaşır.
Bu nedenle araştırmacılar bu durumu “Tersine Anoreksiya Nervoza” olarak adlandırmıştır. Ayrıca çeşitli çalışmalar, egzersiz bağımlılığı ile bigoreksiya arasında ilişki olduğunu göstermiştir.
Pope ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalarda, bigoreksiya belirtileri gösteren bireylerde şu durumlar dikkat çekmiştir:
- Uzun saatlerini spor salonlarında geçirme
- Diyetlerine aşırı dikkat etme
- Spor programını ve diyetini aksatmamak için sosyal hayattan uzaklaşma
- Vücudunda oluşabilecek zararları bilmesine rağmen yasaklı maddeler kullanma
- Kendini sürekli güçsüz ve yetersiz hissedip sürekli antrenman yapma isteği
Yapılan çalışmalarda genellikle kendini güçsüz ve yetersiz hissetme ile başlayan bu sürecin, ilerleyen dönemde yeme bozuklukları ve anksiyete belirtileri ile devam ettiği görülmektedir. Dahası, Egzersiz bağımlılığı ve bigoreksiya ilişkisi, fiziksel ve psikolojik etkilerle birlikte değerlendirilmektedir.
EĞİTMEN NOTU: Günümüzde giderek daha baskın hale gelen “mükemmel beden” algısı, bazılarımızın psikolojisini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Oysa yaşam kalitesini artırmak, metabolik rahatsızlıklardan korunmak, daha sağlıklı yaş almak ve iyi görünmek için haftalık rutine egzersiz eklemek ve düzenli beslenmek çoğu zaman yeterlidir. Egzersiz bağımlılığı konusunda farkındalık kazanmak, sağlıklı bir yaşam sürdürmek açısından gereklidir. Kendinize iyi gelen ve sizde güzel izler bırakan aktiviteleri, size zarar verecek noktaya taşımamanız dileğiyle..😊
ILGIM TÜRKAN
Pilates Eğitmeni & Egzersiz Uzmanı
