“80’lerin sonu, 90’ların başında çocuk olmak MoonWalk yapmış olmayı gerektirir…”

80’lerin ortası, 90’lar..

Buralarda çocuk olmak hep başkadır diyor herkes…

Biraz bundan bahsetmek istedim.

Hayatımıza moonwalk yürüyüşü ile 1983 yılında girdi M.Jackson. Dünyada dansa başka bir bakış gelişti. Yepyeni bir akım doğdu aslında.

O zamanın çocukları tabi telefon , bilgisayar , tablet oyunları vs değil, tv karşısında ünlü sanatçıların danslarının taklidini yaparak günlerini geçiriyordu .

Koordinasyon, denge, çoklu hareket becerisi ile birlikte kardiyovasküler egzersiz haftalarının hatta günlerinin hep içerisinde olarak büyüyorlardı…

O yıllarda hareket her yerdeydi…

Evde dans ederken, sokakta oyun oynarken , kazandığımız mahalle maçlarından sonra… Bep hep Micheal Jackson taklidi yapardım.

Peki siz neler yapıyordunuz?

Hangi sanatçıları izleyip dans ediyordunuz?

M.Jackson, dönem olarak fark yaratmış, birçok insana ilham olmuş belki de dünya tarihinin en farklı sanat akımlarından birinin önderi.

Dansa dair dünyanın bakış açısını değiştiren, kendine özgü hareket dinamikleri geliştiren ve bu hareketleri yapabilmek içinde büyük bir öz disiplinle çalışan büyük bir sanatçıdan bahsediyorum.

Sahnede olduğu uzun yıllar dans ederken , ekibinin ve kendisinin öne doğru eğilme hareketinin sırrı birçok insan tarafından merak edilen bir konu oldu , hatta bununla ilgili bir sürü teoriye kadar üretildi.

Dans tarihinin en zorlu hareketlerinden biri olan bu figür, normal insanlar 25 derece büküldüklerinde yer çekimine karşı koyamazken, M.Jackson 45 derece bükülüp uzun süre aynı açı ile kalabiliyordu.

Hareketin biyomekaniği uzun yıllar çözülemedi, hatta alttan çivili bir ayakkabı yardımıyla yapıldığına dair görüşler ortaya atıldı.

Öyle ki dansı bilim dünyasının dahi ilgisini çekti ve Hindistanlı bilim insanları, yaptıkları araştırmalarda harekette bir hile olmadığını akademik çalışmalarda bildirdi.

Journal of Neurosurgery yaptığı bir çalışmada, öne doğru düz bir şekilde büküldüğümüzde omurgamızı stabil tutan Erektor Spinae kasının omurgada bir köprü görevi gördüğünü,  öne doğru bükülmeye devam ederken merkez ağırlık yükünün ayak topuklarının arkasına doğru aşil tendonuna kadar bindiğini bildirdi.

Jackson oldukça atletik bir performansa sahip ve fit bir vücut yapısına sahipti.

Ayak bileği mobilitesi üzerine uzun çalışmalar yapmış ve hepimizi büyüleyen bu sihirli dansına katkı sağlamıştır.  Belki de Micheal Jackson reformer da tendon esnetmeleri yapmıştır ne dersiniz? 🙂

Belki onun kadar profesyonel olamadık ama hepimiz evde en az bir kere olsun bu hareketi denedik öyle değil mi?

Yüksek ses smooth criminal dinlerken dans etmeye çalışıp sonucunda yere, koltuğa dengemizi kaybedip düşmüş olsak dahi çok keyifliydi.

Bir süre sonra tabii dans figürlerinin neye evrildiğinden bahsetmeme gerek yok. Ben kendimi kaptırmış, deli gibi hiçbir figüre bağlı kalmadan dans etmeye devam ederdim.

Evdeyiz ama kendini oyalamayı başaran, çok keyifli bir çocukluktan geliyoruz. Çocuklarımız “sıkıldım ne zaman bitecek?” sorularıyla bu süreçte bizleri üzüyor olabilirler ama belki de bizim gibi büyümelerine destek olmak için yapmamız gereken tek şey çocukluğumuzun şarkıları ve sanatçılarıyla deli gibi dans etmek, hareket etmek ve kahkaha atmaktır.

Tabii ki Cino, Leblebi Tozu, Eti Cin yemeden…. 🙂

Ara öğünlerde sürdürdüğümüz salçalı ekmek geleneğine hala çok sıcağım ama… 🙂

Eğitmen Notu:  10 dakika dans ettiğinizde, tüm dolaşım sisteminizi aktif etmiş olacaksınız. Endorfine o kadar çok ihtiyacımız var ki…

Çocuklara sarılın ve oksitosin salınımına destek olun. Sarılma hormonu olarak bildiğimiz bu hormon yüzümüzü çok daha fazla gülümsetecek…

Sabredin bu zor günler geçiyor:)

Ilgım TÜRKAN

Egzersiz Uzmanı & Pilates Eğitmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir