Fizyoterapist gözünden bel ağrısını okumaya hazır mısınız?

Bel ağrısı; toplumda sıklıkla karşımıza çıkan, bireyleri zaman zaman endişelendiren fakat çoğunlukla tehlikeli olmayan bir durumdur. Her yaş grubunda görebileceğimiz bir durum olduğu gibi, dünya genelinde nüfusun yaklaşık %90’ı hayatının bir döneminde bel ağrısını deneyimlemiştir.

Bel ağrrısıyla karşı karşıya kalındığında çoğunlukla bireylere radyolojik taramalar yapılmaktadır. Bu taramalara ne yazık ki çok daha ciddi durumlarda başvurmamız gerekmektedir. Taramalar sonucunda vücudunuza dair elbette olumlu olumsuz bulgular elde edilir. Fakat bu bulgulara ağrının tek kaynağıymış gibi bakmak bizi yanıltabilir.

Ağrının asıl nedenini bulabilmek için bireylere detaylı bir muayene yapılıp; hastadan ağrısı ile ilgili düşüncelerini, yorumlarını, tecrübelerini dinlemeliyiz. Omurganız sandığımız kadar hassas değildir. Yanlış bildiklerimiz bizleri sadece günlük hayatta daha aktif olmaktan, hayattan daha fazla keyif almaktan alıkoyar.

Zaten biliyoruz ki, belimiz öne eğilme kapasitesine sahip, ağırlık kaldırmaya uygun bir yapıdadır. Bu hareketlerin doğamıza uygun olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Ağrının kaynağı çok çeşitli olabilir. Örneğin; fiziksel ya da psikolojik olabileceği gibi sosyal faktörlerden de etkilenir. Yani bir bel ağrısının oluşması için illa o bölgede bir yaralanma oluşması gerekmez.

Peki bel ağrısı tehlikeli midir?

Araştırmalarda; uzun süreli takiplerde bulunan sonuçlara göre cevabımız, hayır. Nedenlerini konuşalım.

Bel ağrısı şikayeti olan bireyleri üç kategoride değerlendirebiliriz.

Nonspesifik olarak adlandırdığımız ilk grupta ağrının sebebi stres, uykusuzluk ve hareketsizlik gibi durumlardır. Bel ağrısı şikayeti olan kişilerin yaklaşık %90-95i bu iyi huylu gruptadır.

Radiküler olarak adlandırdığımız grupta ise kişilerde bel ağrısına bazı bacak şikayetleri de eşlik eder. Bu durumda kanal daralması veya bel fıtığı gibi durumlar şikayetlerin sebebi olabilir.

Riskli grup olarak adlandırabileceğimiz, ağrı grubunun sadece %1lik bir kısmını temsil eden grupta ise kırık ya da enfeksiyon gibi durumlar görülmektedir.

Peki neden toplumda bel ağrısı sadece bel fıtığı ile ilişkilendirilmektedir?

Aslında klasik bakış açısında, eğer bedende bir ağrı varsa, hasar da olmalı görüşünden kaynaklanıyor. Bu yüzden hasta hemen MRa yönledirilir. MR sonuçlarına bakıldığı zamanda bulunan deformasyonlar veya fıtıklaşma gibi durumlar ağrının kaynakları olarak görülür.Fakat bedenimizin yaşla beraber de bazı deformasyonlara uğramasının normal olduğunu unutmamak da gerekir.

Peki tersten bakarsak deformasyon ya da fıtık varsa kesinlikle ağrı var diyebilir miyiz? Tabii ki hayır.

Hiçbir ağrı şikayeti olmayan bir grupla, bel ağrısı olan bir gruba MR çekilerek bir araştırma yapılmış. Ağrı şikayeti olmayan bireylerin de MR bulgularında dejenerasyonlar ve fıtıklaşmalar bulunmuş. Hatta uzun süreli takiplerde bu bulguları olan kişilerin yıllarca herhangi bir sorun yaşamadıkları görülmüş.

Yani rahatlıkla diyebiliriz ki; ağrı eşittir doku hasarı demek yanlıştır. Bu görüş bizi asıl nedenden uzaklaştırıp, sonuca giden yolumuzu da uzatacaktır.

Toplumda çokça yapılan bir hata bel ağrısının iyileşmesi için yatarak hareketsiz kalmaktır. Güncel araştırmalar günlük hayatta aktif olmanın ve egzersizin bel ağrısına iyi geleceğini söylemektedir. Cerrahi ise bel ağrısının tedavisinde çok küçük bir azınlığa çözüm olmaktadır. Bel ağrısında; tercihen ilk seçeneğimiz aktivite ve egzersiz içeren bir tedavi programı olmalıdır.

Toplumda egzersizin bel ağrısına iyi gelmeyeceğine dair bir önyargı vardır. Fakat bu tamamen yanıltıcı bir yargıdır. Bel ağrısını azaltmada egzersiz çok iyi bir yol arkadaşıdır. Severek, keyif alarak, devamlı yaptığınız egzersizler sizin öncelikli reçetenizdir. Her gün düzenli olarak 30 dakika egzersiz yapmak, sizi sağlıklı yaşama daha da yaklaştıracaktır.

Ağrı hissettiğinizde ilk olarak ağrı kesici veya kas gevşeticilere sarılmayın. Ağrı aslında bizim için bir koruma mekanizmasıdır ve bizlere fikir vermektedir. Sizi rahatsız eden bu gibi durumlarla karşı karşıya kaldığınızda fizyoterapistinize danışabilirsiniz.

Bel ağrısı toplumda ne kadar esrarengiz ve çözümü mümkün olmayan bir durum gibi görünse de, biliyoruz ki bel ağrısı iyileşebilecek bir durumdur. Öncelikle kendinize ve daha iyi hissedebileceğinize inanın.

Sağlıklı beden, nitelikli egzersiz!

Şeyda ALTAN

Fizyoterapist 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir